www.a2z-english.com
Contact Us

Hoş geldinizhoş karşılamak, kabul etmek, içtenlikle karşılamak, serbest, sevindirici, istenilen, karşılama, {Welcome!}

A2Z bkz. be{is} a küçükufak ufak, küçük küçük, önemsiz, ufak, {small}, dostça{friendly} okulbalık sürüsü, eğitmek, yetiştirmek, öğretmek, üniversite, fakülte, ekol, {school} -iniçinde olan, içeren, üstüne, ilgili, hakkında, -yüzünden, -dan, -den, -li, sahibi, -nın, -nin, -ın, {of} İngilizİngilizler, İngilizce, {English} içindegözde, moda, iç, dahili, içeri, içeride, içeriye, -da, -de, {in} Manchester.

Please watch our movie in Turkish

niçinniye, neden, {Why} -meli-malı, {should} sensize, sana, sizi, seni, siz, {you} çalışmaincelemek, öğrenimi görmek, çalışmak, okumak, çalışma odası, taslak, inceleme, okuma, {study} İngilizİngilizler, İngilizce, {English} vasıl-de, -ta, -da, {at} A2Z? niçinniye, neden, {Why} değilyok, {not} denemekgirişim, kalkışma, deneme, sinirlerini bozmak, sıkmak, kızdırmak, yargılamak, çalışmak, uğraşmak, {try} birazbazı kısmı, bazı bölümleri, bir bölümü, bazıları, bazısı, oldukça, yaklaşık, kimi, bazı, birkaç, {some} öğretim{lessons} ya dayoksa, veyahut, veya, {or} ziyaret etmekvizite, muayene, resmî ziyaret, teftiş, ziyaret, muayene etmek, resmî ziyarete gitmek, teftiş etmek, görmeye gitmek, {visit} birazbazı kısmı, bazı bölümleri, bir bölümü, bazıları, bazısı, oldukça, yaklaşık, kimi, bazı, birkaç, {some} -iniçinde olan, içeren, üstüne, ilgili, hakkında, -yüzünden, -dan, -den, -li, sahibi, -nın, -nin, -ın, {of} ertesi günertesi, {the following} sayfaçağırmak, adını anons etmek, iç oğlanı, garson, {pages};

* biz{We} kullanma-ardı, -erdi, tüketmek, kullanıp bitirmek, suistimal etmek, kullanmak, yarar, fayda, kullanım amacı, amaç, kullanma yetisi, yararlanma hakkı, kullanma hakkı, kullanım, {use} belgili tanımlık{the} seslenmekdavet, resmi çağrı, deklare, rağbet, çağrı, çığlık, sesleniş, bağırış, geçerken uğramak, adını vermek, diye hitap etmek, demek, varsaymak, farzetmek, çağırmak, aramak, uğramak, bağırmak, {Callan} yöntemsistem, tertip, düzen, metot, yol, {Method} hangive bu, ki o, ki bu, hangisini, hangisi, {which} öğretmen{teaches} İngilizİngilizler, İngilizce, {English} içindegözde, moda, iç, dahili, içeri, içeride, içeriye, -da, -de, {in} 1/4 -iniçinde olan, içeren, üstüne, ilgili, hakkında, -yüzünden, -dan, -den, -li, sahibi, -nın, -nin, -ın, {of} belgili tanımlık{the} normalortalama, orta, olağan, {normal} zamanhızını kaydetmek, zamanını kaydetmek, zamanı -e göre ayarlamak, zamanlamak, an, çağ, devir, tempo, süre, müddet, vakit, {time}

* bizim{Our} toplumsal sınıfsınıflandırmak, tür, çeşit, ders, tabaka, zümre, sınıf, {classes} are küçükufak ufak, küçük küçük, önemsiz, ufak, {small }                     

* bizim{Our} fiyatfiyat koymak, değer biçmek, fiyatını belirlemek, karşılık, bedel, paha, kıymet, değer, eder, {prices} are alçaksessizce, yere yakın, aşağıda, alta, aşağıya, sıradan, bayağı, adi, saygısız, aşağılık, rezil, yumuşak, halsiz, neşesiz, cansız, zayıf, az, düşük, yüksek olmayan, {low}

* öğrenciuzman, {Students} -ebilmekkaydetmek, konservelemek, konserve yapmak, kodes, konserve, konserve kutusu, teneke kutu, kutu., kap, -abilmek, {can} kaydetmek{enrol} ve-bundan dolayı, ve bu yüzden, daha sonra, sonra, ile, {and} başlamakavantaj, avans, irkilme, sıçrama, start, çıkış, hareket, kalkış, başlama, başlangıç, ayrılmak, yola çıkmak, geri dönmek için yola çıkmak, yerinden hoplamak, sıçramak, irkilmek, çalıştırmak, çalışmak, başlatmak, {start} vasıl-de, -ta, -da, {at }birisihiç, azıcık, biraz da olsa, birazcık olsun, herhangi birisi, kimse, biri, {any} zamanhızını kaydetmek, zamanını kaydetmek, zamanı -e göre ayarlamak, zamanlamak, an, çağ, devir, tempo, süre, müddet, vakit, {time}

* tümher biri, herkes, her şey, her iki taraf, tamamen, bütünüyle, tümüyle, hepsi, her, bütün, {All} yeniyeni olarak, acemi, taze, {new} öğrenciuzman, {students} -ebilmekMayıs, akdiken çiçekleri, --ir inşallah, {may} -si olmakgeçirmek, görmek, çağırmak, davet etmek, doğurmak, izin vermek, içmek, yemek, yapmak, almak, {have} 4 saat{hours} -iniçinde olan, içeren, üstüne, ilgili, hakkında, -yüzünden, -dan, -den, -li, sahibi, -nın, -nin, -ın, {of }özgür-sız, teklifsiz, laubali, açık, kullanılmayan, gevşek, bağsız, sabit olmayan, içten, doğal, rahat, cömert, eli açık, bedava, parasız, serbest, boş, bağımsız, hür, {free} duruşmadert, başbelası, sınavı, deneme, yargılama, {trial} öğretim{lessons}

* yerli-de yetişen, -e özgü, doğuştan, {Native} İngilizİngilizler, İngilizce, {English} konuşmakdüşünceleri iletmek, konuşma yapmak, söylemek, bilmek, konuşabilmek, {speaking} öğretmen{teachers}

* biz{We} -ebilmekkaydetmek, konservelemek, konserve yapmak, kodes, konserve, konserve kutusu, teneke kutu, kutu., kap, -abilmek, {can} yardım etmekyardımcı, yardım, almak, daha iyi yapmak, işe yaramak, {help} sensize, sana, sizi, seni, siz, {you} elde etmekalmak, sağlamak, edinmek, {obtain} astudent  vize{visa} çünkü-dığı için, {because} biz{we} are taahhütlütescilli, kayıtlı, {registered} ilesayesinde, nedeniyle, {with} belgili tanımlık{the} kısımkol, daire, şube, reyon, bölüm, {Department} için-e karşı, diye, olarak, -e rağmen, -e göre, şerefine, -e elverişli, -e uygun, nedeniyle, yüzünden, -den dolayı, karşılığında, adına, namına, yerine, uğruna, -dır, zarfında, süresince, {for} öğrenimeğitim, öğretim, tahsil, {Education} ve-bundan dolayı, ve bu yüzden, daha sonra, sonra, ile, {and} becerimaharet, marifet, hüner, ustalık, {Skills}

* mutlumemnun, sevinçli, yerinde, uygun, {Happy} öğrenciuzman, {Students} --dan-dan, -den, -den ötürü, yüzünden, nedeniyle, -den bu yana, -den beri, itibaren, {from} adlçoğu, birçoğu, birçok, çok, {many} milletulus, {nations} ve-bundan dolayı, ve bu yüzden, daha sonra, sonra, ile, {and} geçmişzemin, fon, arka plan, artyetişim, {backgrounds}

* hazırlamahazır ilaç, hazırlık, hazırlanma, {Preparation} için-e karşı, diye, olarak, -e rağmen, -e göre, şerefine, -e elverişli, -e uygun, nedeniyle, yüzünden, -den dolayı, karşılığında, adına, namına, yerine, uğruna, -dır, zarfında, süresince, {for} belgili tanımlık{the} Cambridge üniversite{University} exams (KET, evde beslenen hayvanoynaşmak, sevişmek, sevmek, okşamak, gözde, sevgili, ev hayvanı, {PET} ya dayoksa, veyahut, veya, {or} FCE) hem hem{as well as} IELTS ve-bundan dolayı, ve bu yüzden, daha sonra, sonra, ile, {and} TOEIC

*biz{We} are içindegözde, moda, iç, dahili, içeri, içeride, içeriye, -da, -de, {in} Manchester, belgili tanımlık{the} kentşehir, {city} ilesayesinde, nedeniyle, {with} belgili tanımlık{the} en iyiyapabileceğinin en iyisi, birinin elinden gelen, en iyi kısım, en iyi yan, en iyi taraf, en fazla, en çok, en, en iyi biçimde, {best} müzikmakam, nota, {music}, ucuzadice, ucuz ucuz olarak, ucuza, cimri, elisıkı, adi, kalitesiz, değersiz, basit, kolay, {cheapest} bira{beer}, friendliest insanlarakrabalar, aile üyeleri, ulus, millet, kimse, kişi, halk, kalabalık, {people} ve-bundan dolayı, ve bu yüzden, daha sonra, sonra, ile, {and} büyükçok, bol, geniş, iri, {largest} üniversite{University} içindegözde, moda, iç, dahili, içeri, içeride, içeriye, -da, -de, {in} belgili tanımlık{the} UK

* biz{We} vermekesneklik, eğilmek, bel vermek, itiraf etmek, tanımak, doğruluğunu kabullenmek, {give} yardım etmekyardımcı, yardım, almak, daha iyi yapmak, işe yaramak, {help} -e doğruvar, kala, -e karşı, -e kadar, -e, {to} tümher biri, herkes, her şey, her iki taraf, tamamen, bütünüyle, tümüyle, hepsi, her, bütün, {all} öğrenciuzman, {students} ilesayesinde, nedeniyle, {with} belgili tanımlık{the} eşyaişler, vaziyet, durum, gidişat, {things} onlarilgililer, millet, insanlar, {they} lüzum-mali, -meli, -mesi gerekmek, gereksinmek, gereksinim duymak, -e ihtiyacı olmak, yoksulluk, gereksinim, ihtiyaç, gerek, {need} müebbet{for life} içindegözde, moda, iç, dahili, içeri, içeride, içeriye, -da, -de, {in} belgili tanımlık{the} UK, e.g. yatacak yerkolaylık, rahatlık, çözme, halletme, uzlaştırma, kalacak yer, {Accommodation}, Jobs, bankabanko, bayır, kum yığını, küme, yığın, tümsek, kenar, göl kıyısı, nehir kıyısı, bankaya para yatırmak, {Bank} raporhesaplaşma, hesap görme, banka hesabı, pusula, hesap, kar, avantaj, itibar, değer, önem, tanım, hikaye, {Accounts}, doktorkısırlaştırmak, saptırmak, değiştirmek, tedavi etmek, iyileştirmek, dişçi, diş doktoru, doktora yapmış kişi, hekim, {Doctors} etc.

biz{We} bakmakgörünüş, görüntü, yüz ifadesi, yüz anlatımı, bakış, görmek, dikkat etmek, göstermek, benzemek, görünmek, {look} öngöndermek, ileriye doğru, ileriye, şımarık, küstah, cüretkar, ileri, gelişmiş, öndeki, {forward} -e doğruvar, kala, -e karşı, -e kadar, -e, {to} karşılaşmamiting, toplantı, buluşma, {meeting} sensize, sana, sizi, seni, siz, {you}! dokunmabağlantı kurmak, görüşmek, kontaklens, kontak, bağlantı kurulan kimse, irtibat, bağ, bağlantı, değme, temas, {Contact} bizibiz, bize, {us} şimdişu an, şimdiki zaman, şu anda, {now}!

 uygulamaketkili olmak, uğraştırmak, kendini vermek, özen göstermek, çaba göstermek, yaymak, koymak, sürmek, başvurmak, başvuruda bulunmak, kullanmak, uygulamaya koymak, {Apply} şimdişu an, şimdiki zaman, şu anda, {Now}! 

 

 
A2Z School of English
Menchester 123 a
tel.: 0161 288 3342
e-mail:
Copyright © A2Z School of English 2007 | Privacy Policy and Terms of Use Agreement